16 Nisan 2010 Cuma

http://picassobelkiyinegelirim.blogcu.com/

Senin beni sevmen için yaratılmadığımı biliyorum fakat inanmak istemiyorum.Kendi terimin tuzunu içiyorum son zamanlarda.Bakışlarını hatırlıyorum.Ne tür bir hatırlama ise bu, beni gündelik yaşamın olağan karelerinden koparıp bir düş dünyasına götürüyor. Herkesin gözleri önünde seviyorum seni, fakat hiç kimse görmüyor. Kendi sıradan deliliğim içinde devinip duruyorum, ne kapının önünden geçiyorum ne de odaya giriyorum.Belki de bulunduğum yeri zavallı bir rastlantıya borçluyum.

Seninle ilişkim uzun süredir rastlantısal karşılaşmalardan (_itiraf ediyorum ki bunlardan çoğu tarafımdan itelenerek rastgetirilmiştir) ve o karşılaşmaların kendi kafamdaki ütopik yansımalarından ibaret.Çünkü sen her daim hiçbir şey olmamış gibisin.Sen yaşantıma girdiğinde yerin çoktan hazırdı sen bunu hiç anlamadın.Halbuki sen benim için hazır değildin ve hiç de olmayacaktın.Kimi zaman seninle olmanın, seninle bulunmanın anı küçük atomlara bölüp adrenalin yörüngesinde nötron ve protonların yörüngeden çıkmamak için direndiğini gördüm.

Kendimi senden esirgemiyorum.Kusursuz bir iyileştiricisin sen.Yitirdiğim zamanları, senin bana bir türlü gönül rızasıyla verdiğini göstermediğin, hep bir iane, hep bir iyilik istermişçesine senden dilendiğim çalıntı anlarda gerçeklemeye çalışıyorum.

Adın mutluluk olsun istemiştim.Şimdi yalnızlık çağındayım, yalnızlığın buzdan yüzyılında.Korkuyorum.Bir kez daha düşlerimden düşmeye gücüm yok.İyileştir beni.Bilmiyorum yeniden kalkabilmem için daha kaç kez düşmem gerek.

Gözlerine baktığımda, yaşamla ilintili her şeyi, sana dair her şeyi görebiliyorum.Fakat bana ait tek bir anlam görmedim.Halbuki sen sadece kendini değil imkansız aşkımın tüm açılımlarını, tüm yansımalarını taşıyorsun.Derin tatlı ve sonsuz gözlerinle sen, hep gönüllü girilesi bir komasın.

Ya Leyl,

Yüzümü gözlerine sürmeden

Geçip gitme içimden.

(inci)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder