22 Mayıs 2010 Cumartesi

Sana Yazdığım Yazılara Kaldırıyorum Kadehimi

Başını göğsüme yaslayıp; “Kalbin AY-ÇA AY-ÇA AY-ÇA diye atıyor” Deyişlerin geliyor aklıma ikinci şarap matarasını açarken. Bilirsin sarhoş olmak hiç bana göre olmadı hala sarhoş olamıyorum. Hiçbir şarap dudaklarının yarattığı etkiyi yaratıp beni kendisine katamıyor. Kalbim hala AY-ÇA AY-ÇA AY-ÇA diye atıyor ve bütün alkolü etkisiz hale getiriyor vücudumda da ruhumda da…

Dön bana desem ruhumdaki sen bile susarsın öylesine güçlü gittin. Şimdi ne yaparsın, neredesin , kimler yanındadır? Şarkılardaki hüznü görüyorum artık kendi ayinimi yaratıyorum. Bütün sevdaları sana kurban ediyorum. İnsanlardan nefret ediyorum, yaşamaktan nefret ediyorum, dünyadan nefret ediyorum. Hepsini her bir ayinimde sana senin uğruna kurban ediyorum. Çok mu güzel sanki nefes alıp vermek yaşıyormuşum gibi göstermek dışında ne işe yarıyor senin için olmadıktan sonra… Evet yaşıyorum hatıralarımızla, anılarımızla yaşıyorum kimseyi sokmuyorum mabedime hepsini öyle özümsemişim ki acı çekmekten zevk aldığım yer, korkumu yaşadığım yer düşlediğim senin küçük avuçların.

Sen neler yapıyorsun derslerini düzeltebildin mi bensizken, mahvettiğim ara sınav haftandan kalanları ben tamamen bıraktım okulu artık derslerin hiç biri umrumda değil zaten olmamıştı. Umrumda olan tek şeyin umrundalar diye şaşılacak kadar iyi idi hepsi, hepsi senin içindi şimdi sen beni bir yerde indirdin hayatından hal bu ki ben seni indiremiyorum yaşadıklarımdan… Gitme diyebilseydim sana bitmemeli deseydim o gecenin sabahında yanına gelebilseydim. Konuşabilseydim be sevgili, konuşabilseydim böyle mi olurdu yine de farkındayım artık konuşmak için çok geç. Bundan sonra yerine kimseyi koyamıyacağımında farkındayım bilirsin sen beni zaten beni bir tek sen bilirsin bir tek seninle iken gerçek oluyordum.

Senden uzakta hep bir şeyler eksik/Gönlümde derman yok inan bir nefeslik/Ne bir avuntu nede biraz ümit/Ne yaptın bana nedir bu sessizlik/İçimde bir şey acıyor sen gelince aklıma/ her şey/ Yerine sevemem,yerine sevemem/Razıyım yapayalnız tükensin yıllarım ama/Yerine sevemem, yerine sevemem/Olmuyor, denedim, yine de yerine sevemedim her şeyim” Bir 7 ay böyle bu şarkıyı söyleye söyleye geçirmiştim. O seni bir görüşüm vardı ya o 7 ayı nasılda işkenceye çevirmişti her cumartesi günü Feridun DÜZAĞAÇ “Cumartesi” şarkısını da unutmamak lazım nasılda sinir olurdun hep önce ben söylüyorum diye bilmiyordun ki bir görüşle hayatımdaki en büyük öncelik olmuştun.

Artık sesler duyuyorum nereden geldiğini,kimin çıkardığını bilmediğim ve gölgeler görüyorum bir çok yerde zihnim oyunlar oynuyor sürekli bana ve sürekli rüyalarıma sokuyor seni bu sabahta gördüm seni rüyamda benim sabahımı bilirsin o saatlerde işte; “İzmit’e geliyordun ve ben seni karşılıyordum. Bavulunu taşıyordum sadece çok hızlı gidiyordun yetişmek için anıt park ın oradaki kavşakta sağıma soluma bakmadan koşuyordum peşinden bavulun çok ağırdı anılarımızı,hatıralarımızı sıkıştırmıştın sanki içine 6 yıllık bir geçmişi tepmiştin ve kaçıyor gibiydin benden evine girdin sonra ben bavul ile dışarıda kaldım. Duyduğum üzüntüyü uyanıkmışçasına hissedebiliyordum gözlerimi açtım gözlerim ıslanmıştı yastığım ıslanmıştı.” Birde geçenlerde gece nin iki buçuğunda çıktım dışarıya Sakarya devlet hastanesinin aciline gitmişim oturmuş gelen giden ambulansları getirdiği insanları ve sevenlerini izliyordum. Sıyırmama ramak kaldı anlıyacağın yada sıyırdım çoktan ama sıyırdığım için farkında değilim. Kendimi aramıyorum hiçbir yerde biliyorum nerdeyim giderken senin ile gitti. Bana kalan sen ile sensizliğin dibine vuruyoruz şarap şişlerinin vurduğum gibi…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder